KALKINMADA MODEL ŞEHİR: KÜTAHYA

Geçen yıl bu zamanlar, ilçemizde hangi vilayete bağlı olmamız gerektiğine dair tartışmalar sürerken, ben de bu köşeden görüşlerimi paylaşmış, ilçelerin bağlı oldukları ilden ziyade kendi öz kaynakları ile kalkınabileceklerinden bahsetmiştim. Daha sonraki bir yazımda ise, İnegöl’e daha kolay ulaşmak için hayal edilen tünelin, aslında büyük bir değerimiz olan Domaniç Dağı’nın altının oyulması anlamına geldiğini, bunun yanlış olduğuna dair fikirlerimi yine bu köşede işlemiştim…

Bu kez ise özellikle Kütahya iline bağlı olmanın gelecekte yeni avantajları yanında getireceğini vurgulamak istiyorum. Kütahya, ülkemiz genelinde kalkınmada model şehir olarak lanse ediliyor. Bunun altyapısını internetten araştırabilirsiniz. Kütahya Belediyesi’nin 2004 yılından beri il genelini kapsayacak düzeyde yatırımları söz konusu. Alt ve üst yapı yatırımları bir yana tarih, kültür, turizm ve doğa değerleri ile ön plana çıkan bir şehir modeli, yedi bin yıllık geçmişe sahip olan Kütahya’nın bambaşka açılardan değerlendirilebileceğinin kanıtı gibi… Üstelik de tüm bu göstergeler, kalkınmanın ve istihdam gibi olguların sadece sanayiden ibaret olmadığını gösteriyor.

2013 yılında açılan Zafer Hava limanı, Türkiye’nin ilk bölgesel havalimanı olmasıyla, Afyon-Kütahya-Uşak illerini kapsayan bölgeyi ihya edecek değerler zincirinin ilk halkası. Bu havalimanının bölgeye katacağı değer, kültür, doğa ve sağlık turizmini önemli ölçüde değiştireceğe benziyor. Bu bölgenin kaplıca tesislerini kapsamasıyla, termal turizmin lokomotifi olabilecek büyük yatırımların kapıda olduğunu görmek çok zor değil. Kütahya Belediyesi’nin Yoncalı bölgesi için geliştirdiği imar planlarını inceleme şansım olduğunda çok heyecanlandım. Altıbin dönümlük bir arazi, tamamen termal turizme hizmet edecek şekilde planlanmış. Bu arazi içinde beş yıldızlı termal oteller, gölet alanları, golf ve diğer spor tesisleri, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezleri düşünülmüş. Bursa gibi sanayi memleketlerinde yıllardır üretim yapan KÜTAHYA’lı bazı iş adamları, ilk tesislerin temelini çoktan atmış bile… Geleneksel Selçuklu mimarisi ile projelendirilmiş, sahil beldelerimizde görmeye alışık olduğumuz tarzda, son derece lüks, beş yıldızlı tesisler bunlar… Bu anlamda yoğun bir inşaa süreci, bölgenin istihdamına önemli katkılar sunacak. Akabinde ise bu tesislerin bölge ekonomisine kazandıracağı katma değeri düşündüğünüzde, kalkınmada model şehir kavramının ne kadar isabetli olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Yoncalı’nın dışında, Gediz ve Simav ilçelerinin termal altlıkları da değerlenecek. Sağlık turizmi dendiğinde adeta bir ikon olacak Kütahya… Bütün bu kazanımların yaratacağı turizm hacminin diğer ilçeleri olumlu etkileyeceği aşikâr… Domaniç’in değerlerini göz önüne aldığınızda, hem tarihi hem de doğal güzelliklerimizin pazarlanabilecek birer faktör olduğunu unutmamamız gerekiyor. Haymeana, Mızıkçamı, Savcı Bey, Ebe Hatun, Sarıkız, Yağlı güreşler gibi değerlerimizin kültür turizmine hizmet edeceği gibi, Domaniç Dağları’nda düzenlenecek kamp alanları ve yürüyüş parkurları doğa ve sağlık turizmini destekleyecek nitelikte alanlar haline gelecek. Kütahya Valisi Sn. Kenan ÇİFTÇİ ve Domaniç Kaymakamı Sn. Mehmet BOZTEPE’nin bu konudaki özverili girişimleri hayranlık uyandıracak nitelikte… Özellikle Domaniç Dağları’nın doğa turizmi için geliştirilmesi adına valilik makamının öncülüğünde hazırlanmış projeler söz konusu. Bakanlık düzeyinde onaylar bekleyen bu öncü projelerin bir an önce onaylanmasını heyecanla bekliyoruz. Vatandaş olarak bizlere düşen ise, tüm bu umut verici gelişmelerin, Domaniç’e fabrikalar kurulması fikrinden çok daha gerçekçi olduğunu görmek, bu projelere destek vermektir…

Çukurca ve Muratlı köylerinin ortak alanı olan Selim Dede mesire yeri, bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan etkinliğe hazırlanıyor. Selim Dede ve Sarıkız Yaşatma Derneği’nin organize ettiği festival, bu kez daha coşkulu kutlanacağa benziyor. Ünlü sanatçı Bedia Akartürk’ün de katılacağı etkinlik, geçmiş yıllardaki katılım oranına bakıldığında Domaniç halkının kenetlendiğinde nasıl bir sinerji oluşturabileceğinin en büyük kanıtı. Hal böyleyken bu memleketin değerine değer katacak olan etkinlikler, yukarıda saydığımız turistik faaliyetlere daha bir anlam katacakken, geleneksel yağlı güreşlerimiz ile Haymeana’yı anma törenlerinin birleştirilmesi fikri son derece kaygı verici… Yol yakınken bu kararın tekrar gözden geçirilmesini diliyorum…

M.Tahir TURAN

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.