Köyden İndim Belediyeye !!!

Yeşilçam filmlerini hatırlarsınız… “Köyden indim şehre” formatında filmler izledik yıllar boyu… Birkaç kardeşin çeşitli umutlarla şehre hazine aramaya gittiklerini, ancak gerçek hazineyi köye geri döndüklerinde bulduklarını izledik…

Belki izleyenleriniz olmuştur, “Ay Lav Yu” adında yerli bir film gösterime girdi geçtiğimiz yıllarda. Mardin’e bağlı TİNNE (Kürtçe’de YOK demek sanırım) mezrasının köy olmak için verdiği mücadele anlatılıyordu, nüktedan bir bakış açısı ile… Bu filmde köy olabilmenin önemi çok güzel işlenmişti… Muğla’da çevrilen “Entel Köy Efe Köye Karşı” filmi de, köylü vatandaşların şehir kültürünün ve sanayi olgusunun karşıdan hoş görünen özelliklerine kapılarak öz değerlerini nasıl da kaybettiklerini anlatır…

Köylü milletin efendisidir” der büyük önder Atatürk ! Köy kavramının ekonomideki rolü bir yana, Anadolu insanı ve Türklük geleneğindeki önemini anlatır bu söz… En küçük yerleşim yerini ifade etse de, öylesine büyük bir statüdür ki köy, kazanılması yada sona ermesi TBMM kararlarıyla gerçekleşir. Yani gönüllülük esasına dayandırılmaksızın kimse bu statüyü elinizden alamaz.

Köyler, Türk toplumunun üretim simgeleridir. Ekonomik hayatımıza baktığınızda köylü olmak bazı ayrıcalıkları, bazı hakları yanında getirir. Kırsal ve tarımsal anlamda şimdi ve gelecekte büyük kazanımlarınız olacağı gibi, eğer ormana sınırınız varsa, yani bir orman köyüyseniz bu alanda da farklı kazanımlarınız olacaktır.

ORMAN KÖYÜ

4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri kanunu gereği, ormana sınırı olan köyler bir çok alanda desteklenmektedir. Orman köylülerine çeşitli kalkınma modelleriyle faizsiz krediler sağlanmakta, orman ve orman ürünlerinin korunmasına yönelik teşvikler sunulmaktadır. Bunun yanında orman ürünlerinden belirli oranlarda istihkaklar sağlanmaktadır. Nitekim her yıl verilen yakacak odun ve nakil hakkının yanında 2-3 metreküp oranında kereste ihtiyacı veriliyor olması orman köyü olmanın bir sonucudur. Ormancılık faaliyetlerinden olan temizleme ve kereste üretimi gibi işler, öncelikli olarak orman köylülerine verilir… Ayrıca orman ürünlerine alternatif enerji kaynakları ve yapı malzemelerine, faizsiz kredili teşvikler söz konusu Bkz: www.orkoy.gov.tr … Domaniç’in Çiftlik ve Çakıl dışındaki tüm köyleri birer orman köyüdür. Bu haklar herhangi bir ilçenin mahallesi konumundayken söz konusu olamaz… 2012 yılında çıkan ve Kütahya’yı henüz kapsamayan Büyükşehir yasasında bile orman köylerinin tüzel kişiliğine dokunulmamaktadır. Ancak gönüllülük esasıyla bu haktan vazgeçip mahalle olmak, orman köyü vasfını da sona erdirecektir.

MERALAR ve KÖY TÜZEL KİŞİLİĞİNE AİT ARAZİLER

Köy tüzel kişiliğine ait taşınmazlar, köy muhtarının öncülüğünde, ihtiyar heyetinin aldığı kararlar doğrultusunda, köy namına ve  köy menfati için işletilir. Ancak herhangi bir belediyenin mahallesine dahil olan köylerde bu taşınmazlar belediyeye devredilir ve belediye mücavir alanı içerisindeki çeşitli ticari yada umumi faaliyetlere konu edilebilir. Bu faaliyetlerin katma değeri ise sadece söz konusu köyün değil, tüm ilçe yada beldenin menfaatine olacak düzeyde değerlendirilecektir. Bunun yanında köyün sınırları içerisindeki bütün alanlar, yeni imar planlarına konu edilerek amaçları köylünün tasarrufunun dışında kurgulanabilir.

TARIMSAL FAALİYETLER

Köylerin üretimin simgesi olduğunu söylemiştik. Tarımsal her türlü faaliyetin köy sınırlarında gerçekleştirilmesi, ilçe mücavir alanında gerçekleşmesinden çok daha kolaydır. Bu alanda alınabilecek teşvikler, kırsal kalkınma projeleriyle desteklendiğinde büyük katma değerlere dönüştürülebilir.

EKOLOJİK TARIM VE KÜLTÜR PROJELERİ

Kalkınma ajanslarının yıllık programlarına baktığınızda, kırsal ve doğal olan her tülü projenin desteklendiğini görürsünüz. Bizler, şehirli olacağız diye değerlerimize sahip çıkamazken, şehirliler bu değerlere bizden daha çok sahip çıkar oldular. Bizim önemsemediğimiz, fakat şehirliler için çok değerli olan kültürümüz, garip bir yozlaşmanın ironik sonucu olarak el değiştirmektedir. Bu bir kültür erozyonudur. Entel Köy Efe Köye Karşı filmini izlerseniz ne demek istediğimi iyi anlayacaksınız. Köy kimliğimiz sona erdirilmemesi gereken, her şeye rağmen dimdik ayakta tutulması gereken bir statüdür.

İMAR ve ALTYAPI HİZMETLERİ

Belediyelerin en önemli faaliyet alanı imardır. Yerleşim birimlerini düzenli hale getirmenin, hayatı kolaylaştırmanın vazgeçilmez öğesidir aynı zamanda… Şehirlerde bu görev belediyelere verilirken, köyler bu hizmetin dışında tutulmuş olabilir mi sizce? Tabiki hayır ! Eski adı Köy Hizmetleri olan kurum, İl özel idarelerine devredildiğinden beri köylerdeki bütün yapı denetimi ve deprem güvenliğine yönelik kontroller bu kurumlarca yürütülür. Üstelik belediyelerin ücret tarifelerine göre çok daha avantajlıdır da… Herhangi bir imar planı gerektirmeden, daha esnek ve ortalama imar düzenlemeleri yapılabilmektedir ( Bkn. Plansız alanlar imar yönetmeliği). Yapılaşma çok daha esnek kurallarla ve sürdürülebilir bir şekilde devam ettirilebilir. Tek sorun bu kurumların il merkezlerinde bulunması, köy sayısıyla ters orantılı olarak hizmetlerde aksamaların yaşanıyor olmasıdır. Bu da inisiyatif alabilen bir köy muhtarının olaylara hakimiyeti ile çözülebilecek bir sorundur… Altyapıya gelince… Belediyeler  pis ve temiz su hatlarını organize etmek zorundadır. Fakat zaten köylünün daha önce imece usulü ile geliştirmiş olduğu, –ki bu imece konusu köylerin paylaşım kültürüne benzersiz bir örnektir–  su hatları, yine il özel idaresi ve köylere hizmet götürme birliklerince desteklenebilmektedir. Gerek proje, gerekse finansal anlamda verilen bu destekler son derece verimlidir de aynı zamanda. Belediyeye dahil olunması halinde bu hatların yenilenmesine yönelik bir belediye bütçesi sizce ne zaman açılır? Köylerin sokakları zaten kaldırım taşlarıyla kaplanmışken, köy yolları her yıl zaten asfaltlanırken daha ne gibi beklentilerle belediyenin bir mahallesi olmak isteyebilirsiniz? Çöp ve temizlik hizmetleri elbette önemlidir. Ancak bu, belediye sınırlarında olmakla değil, eğitim ve özveriyle çözülebilecek bir sorundur. Çevrenizi temiz tutma bilinci sadece belediyenin varlığı ile çözülemez.

Domaniç ilçesinin nüfusunu 200-300 kadar arttırdığınızda belediye gelirinin yaklaşık 2 katı artacağı bilgisi doğru olabilir. Ancak bunu, köyleri  Domaniç’e bağlayarak değil başka yollarla sağlamak daha rasyonel bir fikir bana göre. Zaten açılması planlanan 2-3 fabrika ile yeterli nüfusa sahip olunacağı kanısındayım.

DOĞAL YOLLARDAN KALKINMA

Daha önce de birkaç kez dışarıdan gelecek desteklerle değil öz değerlerimize sahip çıkarak kalkınabileceğimizi yazmıştım bu köşede… Muğla ve ilçelerini iyi bilirim. İlçe belediyesine bağlanmış birkaç köyü ve bu bağlılıktan doğan pişmanlıklarını da… Marmaris ve Fethiye köylerinin tarımsal faaliyetlerini bilirim. Öz değerlerine nasıl sarıldıklarını, bunun yanında turizmi nasıl katma değere dönüştürdüklerini bilirim… Özel çevre koruma ve sit kanunlarından dolayı bırakın inşaatı, evlerine çivi dahi çakamayan bu köylülerin, her gittiğimde arıcılık, narenciye, yer fıstığı, badem ve kekik üretimi ile ihya olduklarına şahit olurum… Ormancılık faaliyetlerini son derece bilinçli yürüttüklerini, ormanları yangından koruma konusundaki gösterdikleri özverili çabalarını takdir ederim… Bırakın bir fabrika inşaatını, madenlere bile karşı durabildiklerini gördüğümde hayranlığımı gizleyemem…

Denizi olduğu için cazibe merkezi olan bu bahsettiğim coğrafyada hayat bu şekilde yürür. Bizim memleketimizin denizi yok ama, tarihi, doğası, kültürü var. Osmanlı’ya özlem duygusuna altlık olabilecek benzersiz özellikleri var. Bu özelliklerden birisi de “Kayı Boyu” nu temsil ettiğine inandığım; köylerimiz… Köy statülerini kaybetmemeliyiz…

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.