TKGM Harita Daire Başkanı Sayın Sedat Bakıcı ile Keyifli Bir Sohbet Gerçekleştirdik.

Ülkemizin büyük ölçekli harita üreten en büyük kurumu konumundaki Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün Harita Dairesini ziyaret ettik. Daire başkanı sayın Sedat Bakıcı ile kurumun vizyonu, mesleğimizdeki teknolojik gelişmeler ve Kurumun kalkınmada nasıl önemli bir rolü olduğunu konuştuk.

Sayın Sedat Bakıcı meslek yaşantınızın büyük bölümü Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nde geçti. Okuyucularımız için kendinizden söz eder misiniz?

Mesleğe 1980’li yılların başlarında, Tapu ve Kadastro Meslek Lisesinde başladım. Kadastro kültürü bir yana, harita ve ölçme kavramına bu okulda vakıf olduk… Askerde nasıl herkese bir tüfek zimmetleniyorsa, bize de aynı şekilde teodolitler zimmetlenirdi. T1 ve T2 takeometreler… Dolu dolu bir meslek lisesi yaşamının ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliğini kazanarak, hem çalışıp hem okuduğum İstanbul maceram başladı. Okuldan arta kalan zamanlarda özel bir harita firmasında çalışıyor olmam, mesleki açıdan bana çok faydalı oldu… İTÜ’de kaliteli bir mühendislik eğitimi aldık. Okulun ardından mecburi hizmetim dolayısı ile TKGM’de çalışmaya başladım.. Daha sonra burs kazanarak  Stutgart Üniversitesinde 1 yıl süreyle fotogrametri eğitimi aldım. Bu eğitimin ardından yuvaya, Kadastroya geri dönerek fotogrametride sistem mühendisi olarak çalışmaya başladım. Sonra, 2004 yılında Harita Dairesi Başkanı olarak atandım, 11 yıldır da bu görevi yerine getirme gayreti içerisindeyim.

 

Ülkemizde kadastroda alanında yaşanan önemli gelişmeler de sizin görevde olduğunuz dönemde başlıyor.  Adına kısaca kadastronun modernizasyonu diyebileceğimiz ve içinde sayısal kadastronun geliştirilmesi, CBS entegrasyonu, yeni nesil ölçme cihazları gibi birçok yeniliği kapsayan bu süreci biraz anlatır mısınız?

Kadastronun bahsettiğimiz ivmesinin bu dönemde ciddi biçimde artması  her kademede ciddi bir ekip çalışmasıydı. Alet, edevat bulursunuz, bütçe de bulursunuz, ama insan kaynağı hepsinden önce geliyor. Yetişmiş insan bulmak veya yetiştirmek çok önemli… Tabi, aynı dönemin hükümet planlarında yer alan ülke kadastrosunun 3 yılda bitirilmesi kararına vurgu yapmalıyım. İlk defa bir hükümet, mülkiyet kavramına bu kadar önem verdi. Kalkınma ve yatırımların altlığı kadastrodur çünkü. Tabi kurum olarak biz de bu kararı uygulamaya 2003 yılında koyulduk. Ülke kadastrosunu bitirelim, bunu da modern yöntemlerle özel sektörden hizmet alarak yapma yolunu seçtik. GPS teknolojisi iyi noktalara gelmişken bunu da kullanmalıydık. O yıllarda kurumda toplam 9 tane GPS vardı. Sırasıyla Bölge Müdürlüklerine de GPS alımı yaptık, ama baktık ki 3’lü setlerle bu işin olması zor, TUSAGA Aktif’i kurmaya karar verdik. Bu süreçte üstesinden geldiğimiz bir de altlık haritaların üretimi konusu var, bunu da fotogrametriyle gerçekleştirmek adına mevcut uçaklarımızı dijital hava kameraları ile donattık. Bu süreç hepimiz için büyük bir tecrübe oldu ve ben şahsen  şunu bir kez daha tecrübe ettim; büyük projelerde samimi ve gayretli olacaksınız. Eğer samimi iseniz, kaynak da buluyorsunuz, bazı prosedürleri de aşabiliyorsunuz. Mevzuatlarımız sonuç odaklı olmalı. Mali kaynak ve bürokratik ayrıntılara takılırsanız TUSAGA-Aktif’i kuramazsınız, dijital hava kamerası ile üretim yapamazsınız. Bütün bu engelleri aşmak, samimiyetle hizmet etme isteği olan bir ekiple mümkün oldu. 2003’de kurum kapasitesi tüm Türkiye’yi ölçmek ve sicile bağlamak için yetersizdi. O dönemki Genel Müdürümüz sayın Zeki Adlı’nın önderliği ile özel sektörden hizmet alımı konusu gündeme geldi. Projelere başlandı, bu sayede özel sektöre de bir canlılık geldi bir bakıma. 5 yıl içerisinde kadastroyu tamamladık diyebiliriz.

Mevzuatlarımız sonuç odaklı olmalı dediniz. Bunu açar mısınız?

İşimizin doğası gereği ürettiğimiz her veriyi, harita yapım yönetmeliklerinin tarif ettiği şekilde haritalara dönüştürüyoruz. Ancak elimizdeki yönetmelikler o kadar çabuk eskiyor ki, teknolojiyi takip edemez hale geliyoruz. Mesela yönetmelik cephe çekme şartı diyor… İş GPS ile ölçülerek hazırlamış … Zamanında önemli görüldüğü için eklenmiş bir madde ancak bugün tekrar değerlendirilmeli. Mesleğimizdeki gelişmeler göz önüne alınarak mevzuatlarımız güncellenmeli ve sonuç odaklı olmalı. Süreçler değişse de sonuçlardır önemli olan. Bundan sonraki süreçte sonuç ürünü tanımlayan mevzuatlar çıkarmamız lazım.

Sayın Bakıcı, 2000’lerin başında öğrenciyken bize hocalarımız, kadastronun %30’unun bittiğini, ABD gibi gelişmiş ülkelerin yedinci kadastroyu yaptıklarını söylerlerdi. Bu %30’un kent merkezlerini kapsadığını, kalan kısmında kırsal bölgeler olduğunu belirtirlerdi. 2003’de başlayan bu süreçte siz “Sayısal Tesis Kadastrosu” adı altında bu kırsal kesimin kadastrosunu bitirdiniz. Ardından da özellikle yerleşim merkezlerini kapsayan alanlarda yenileme projelerine başladınız. Harita dairesi bu yenileme sürecinde nasıl aktif bir rol oynadı?

Herşeyden önce kadastrosunun yenilenmesi için bir karar-destek süreci gerekir. Bu süreçte en önemli altlık da ya hava fotoğraflarıdır ya da ortofotolardır. Elinizdeki pafta tek başına karar-destek sürecinde işe yaramaz. Ancak siz bu paftaları gerçek bir görüntünün üzerine bindirirseniz, karar verme süreçleriniz sağlıklı olur. Biz de bu amaçla ortofoto üretme kararı aldık. Fotogrametri artık sadece bir ölçme aracı değil. Karar-destek, ölçü-kontrol gibi daha önemli işlevler de kazandı. Bir bölgenin kadastrosunun yenilenip yenilenmeyeceğini, güncel bir ortofotonun üstüne mevcut kadastro verisini çakıştırarak anlayabilirsiniz. Zeminle pafta arasındaki uyuşumsuzlukları tespit edip buna kolayca karar verebilirsiniz. Bu, işin karar destek ayağı. Bir de ölçü-kontrol var. Müteahhitte verdiğiniz işin doğruluğunu ve bütünlüğünü ortofoto görüntülerle ön kontrolden geçirebilirsiniz. Daha kusursuz verilerin üretilmesini de bu kontrole borçluyuz. Kadastro mahkemelerinde önceleri 41.madde (sınır düzeltmesi) ve yenileme davalarını hakimler, mülkiyetin el değiştirmesi olarak yorumlardı. Artık hakimler, ortofotolara bakarak daha kolay anlayabiliyorlar yenileme ve 41 davalarının kaynağını. Ortofotolardan sonra bu davalar büyük oranda kazanılır oldu.

İşte bütün bu öngörülerle ortofotoları ürettik. Peki neden uydu görüntüsü değil de hava fotoğrafı? diye soracak olursak; başlarda uydu görüntülerine de sıcak baktık aslında. Ancak yaptığımız detaylı testler sonucunda uydu görüntülerinin kadastro için yeterli olmadığını gördük. Kadastro işlerinde uydu görüntülerinin detay tanımlama kabiliyeti çok düşüktür. Baktığınız da hava fotoğrafı ile benzer ölçekte görüntüler görseniz de, detay tanımlama noktasında ciddi problemler yaratabiliyor uydu görüntüleri. Örneğin bir tarla yolunu, tarla sınırı olarak yorumladığınızda yapılan işin hiçbir anlamı kalmıyor. Bu sebeple 2009 yılında uçağımızı, dijital hava kamerası ile donatarak uydu görüntülerinden çok daha yüksek çözünürlüklü ve düşük maliyetli bir ortofoto üretim sürecine başladık. Şuan tüm Türkiye’nin ortofotoları hazır. Kadastro faaliyetlerinde yoğun bir şekilde kullanılıyor bu altlıklar. Diğer kurumlara ve özel sektöre de bu ürünleri çok uygun fiyatla veriyoruz. Bunun yanında bir ortofoto bilgi sistemi kurarak, ilgili kurum ve kuruluşlarla bu ortofotoları webden paylaşıyoruz. Özellikle Belediyecilik, Orman ve Tarım alanında çok kullanılıyor. Şimdilik IP düzeyinde, kısa sürede genel kullanıma da açmayı planlıyoruz.

Şimdi de güncelleme için çalışmalara devam ediyoruz. Filomuza kabin basınçlı yeni bir uçak dahil ettik ve oblik(eğik) hava kamerası temini için çalışmalarımıza başladık.

Yoğun bir ortofoto üretiminden ve güncellemeye başlamaktan bahsettiniz. Yeni bir uçak ve oblik özellikli dijital bir kamerayı da bu sürece dahil ediyorsunuz. Yeni dönemde 3 boyutlu şehir modelleri üretiminin gündeme geleceğini anlıyorum. Doğru mu?

Doğru. Genel Müdürümüz’ün bize söylediği şey şu: Emlak ve gayrimenkulün olduğu her konuda biz TKGM olarak olmalıyız. İşte buradan yola çıkarak özellikle kat mülkiyeti’ni de kapsayacak şekilde 3 boyutlu kadastro ve değer belirleme konusu da önemli burada. Bu sebeple dedik ki, 3 boyutlu kent modellerine hazırlık yapalım. Bizim bir uçağımız yine klasik ortofotoların güncellenmesi için uçmaya devam edecek. Ona yeni taktığımız dijital hava kamerası ile çözünürlüğü 30 cm den 20 cm mertebesine çıkarmayı planlıyoruz. Bununla birlikte diğer uçağımızı da oblik özellikli kamera ile donattıktan sonra 3 boyutlu kent modelleri için uçmaya başlayacağız. Oblik kamera, farklı yönlere eğimli bakan sensörlerin oluşturduğu bir donanım. Çekilecek olan eğik görüntülerden 3 boyutlu kent modellerinin üretilmesi için yeni bir vizyon belirledik. Kadastronun 3 boyutlu hale getirilmesinde en önemli altlık veriyi elde etmiş olacağız.

3 boyutlu kent modellerini kimlerin hangi amaçlarla kullanacağına gelince; bu veriler 3 Boyutlu kadastroya geçişte kullanılacak. Kat mülkiyetini şuan ancak yönetim planından çözebiliyoruz. Ayrıca bu verilerin gayrimenkul değerlemesinde önemli bir bileşen olacağı kesin. Kent planlama işleri için de önemli bir kullanım alanı olacak. Kentsel dönüşümde de etkin kullanılması düşünülüyor. Emlak sektörü, turizm ve güvenlik amaçlı da kullanılabilir. Havalimanlarının Mânia planlarında ve 3 boyutlu oyun sektöründe bile kullanım alanları olacak. Zaman, bu konuda neler yapabileceğimizi gösterecek.

Üçüncü Boyuta değinmişken, kot yada fiziksel yükseklik konusu için ne düşünüyorsunuz? Kadastro normalde bu konuyu pek önemsemedi geçmişte. Bu konudaki planlarınız nelerdir?

Son yıllarda yapılan tüm kadastro işlerinde parsellerin 3 boyutlu koordinatları üretildi. HGK tarafından kadastro ve ortofoto üretimi sırasında bizim yaptığımız nivelman çalışmaları da dahil edilerek  daha hassas bir geoid model oluşacak. Benim istediğim, bir mühendislik projesinde kullanılacak düzeyde bir yükseklik modeli oluşturmak. TUSAGA-Aktif için de yeni bir yazılım tedarik ettik. Hesaplanan bu modeli ortometrik kot olarak TUSAGA-Aktif’den de yayınlamayı planlıyoruz. Öyle zannediyorum ki, yakın zamanda bunun müjdesini vermiş oluruz.

Sayısal yükseklik modellerine gelince; biz Harita Dairesi olarak, 350 bin km² ortofoto üretirken sayısal yükseklik modelini de ürettik. Diğer kurumların üretimleri ile şuan elimizde ülke genelinin sayısal yükseklik modeli var. Büyük ölçekte çalıştığımız için bizde çok detaylı morfoloji verisi de var. Akarsu yataklarını, vadileri, tepeleri tanımlayabiliyoruz.

Ortofoto veya nokta bulutu verilerinin insansız hava araçları (UAV yada DRONE) ile üretilmesi konusu son yıllarda çok revaçta. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Biraz önce belirttiğim gibi yönetmelikte doğruluk ve hassasiyetler belirlenmiş. Bir de süreçler de belirlenmiş. Denmiş ki orada: geniş formatlı hava kamerası kullanılacak. Bu kameraların ağırlığı 100 kg civarı. Bu durumda, UAV yada DRONE sistemlerinin bu şartları sağlamadığını görüyoruz. Olaya nokta konum doğruluğu itibariyle bakmak lazım ama, çok hassas sonuçlar üretseler bile İHA’larda kullanılan kameralar metrik değil. Biz dairemize 1 tane amatör düzeyde, döner kanatlı bir drone aldık. Kendimiz de bir takım testler yapıyoruz. Bu konudaki çalışmaları yakından takip ediyoruz. Ancak bu konunun o kadar ucu açık ki, çok farklı özellikte donanım veya yazılım var. İşin sivil havacılık boyutuna değinmiyorum bile. Her ne kadar yeniliklere açık olsak da bu konu hatalı üretimleri de yanında getirebilir. Temkinli davranmak, yanlışlara sebep olmadan bu işle ilgili düzenleme yapmak lazım. Bakanlıklar arası kurulda bu konuda bir komisyona görev verildi.

Gelelim TUSAGA-Aktif’e. Yaklaşık 6 yıldır bu ağ üzerinden düzeltme yayınlıyorsunuz. Projenin geneli hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Yukarıda da bahsettiğim gibi, 2004’te ihaleli kadastro sürecini başlatırken Sabit ve Gezici GPS alıcıları ile bu işlerin zor olacağını düşünmüştük. Bütün dünya CORS ağlarına giderken biz de bunun altyapısını kurmak zorunda olduğumuzu hissettik aslında. Kurumumuzda çalışan bir arkadaşımız bu konuda ciddi araştırmalar içerisindeydi. İstanbul Kültür Üniversitesi ile bir TÜBİTAK projesi hazırladık. İlk adıyla CORS-Tr TÜBİTAK projesi 2005 yılında en yüksek puanı aldı. Bu  işe Harita Genel Komutanlığı’nın da dahil olmasını istedik ve oldu. Derken, testler yapıldı, 146 adet istasyonun yerleri kesinleştirildi, ihale süreci derken kurulumu fiziksel olarak 2008 Kasımında bitirdik. 2009 Mayısında İstanbul’daki kontrol merkezini TKGM Or-an kampüsündeki bu binamıza taşıdık. 2009 yılından bu yana da kesintisiz hizmet vermeye çalışıyoruz… Bu süre içerisinde gerek iletişim altyapısından, gerek öğrenme sürecinden, gerekse oluşan yüksek talep gibi sebeplerle sorunlar yaşandığı oldu. 2014 sonunda yaptığımız bir güncelleme ile sistem sunucularını yeniledik, yeni nesil ağ yazılımlarını devreye aldık. Bugün itibariyle 7500 kullanıcı TUSAGA-Aktif’i yoğun bir şekilde kullanıyor. Yapılan revizyondan sonra kullanıcılardan alınan şikayetlerde %90’a varan bir azalma söz konusu. Sohbetimizin başında bahsetmiştim ya, 2004 yılında kurumun toplam 9 adet GPS alıcısı vardı. Şimdi 560 gezici GNSS alıcımız var. Yani bugün TUSAGA-Aktif kullanıcılarının 560’ı kadastro, geriye kalan kısmı da özel sektör ve diğer kamu kurumları. Aylık ortalama 80-100 yeni kayıt alıyoruz. Bu çok ciddi bir sayı.

Yılda 2 kez TUSAGA-Aktif ’in doğruluğunu kontrol ediyoruz. Bölgelerde arkadaşlarımıza TUTGA, C1, C2 noktalarına ölçmeler yaptırıyoruz. 700 üzerinde nokta ile sürekli bu testler yapılıyor. Şuan için yatayda 28 mm, düşeyde 58 mm gibi doğruluğu yakaladık. Bu çok iyi bir sonuç.

Bildiğim kadarıyla TUSAGA-Aktif’in belli bölgelerde yetersiz olduğunu düşünen kullanıcılar, ilave istasyonlar kurulmasıyla ilgili talepler iletebiliyor. Bu ne kadar doğru?

Esasında bunun sabit istasyon sayısı ile doğrudan ilgisi yok. Biz Projenin başında benchmark testlerini yaparken noktalar arası farklı baz uzunluklarını test ettik. Normalde bu sayı yeterli. Çünkü sistem ağ modellemesine dayanıyor esas olarak. Kullanıcı düzeltmeyi istasyondan değil bizdeki Kontrol merkezinden alıyor. Kontrol merkezindeki yazılım düzeltmeyi ağ yapısından hesaplıyor. Çok kullanıcı bu konuyu yanlış biliyor, istasyondan aldığını düşünüyor. Belli bölgelerde ağın dışında kalınarak  extrapolasyon oluştuğu doğru olabilir. Ama bu sadece sınır bölgelerinde söz konusu… Bu yıl bu bölgelere ilave istasyon tesisimiz olacak.  GSM iletişiminden den kaynaklanan problemlerini hesaba katmak lazım.

TKGM olarak geçtiğimiz yıl içerisinde bir Dünya Kadastro Zirvesi düzenleyerek bütün dünyadan meslektaşlarımıza ve Bakanlara İstanbul’da ev sahipliği yaptınız. “Dünyanın Kadastrosunu Birlikte Yapalım” gibi bir mesajla hayata geçirdiğiniz bu ciddi organizasyonu bizler de yakından takip ettik. Peki geçen süreçte yabancı ülkelerden gelen tepkiler ve size gelen talepler nasıl?

Tabi biz TKGM olarak bu organizayonla dünya çapında bir farkındalık yarattık. Şunu söylemeliyim ki, gelen tepkiler sevindirici. Son 10-15 yılda kadastro alanında kazandığımız tecrübelerin, bizi diğer ülkelerin gözünde farklı bir perspektife oturtmuş olduğunu görebiliyoruz. Özellikle mülkiyet kavramının yerleşmediği Afrika ülkelerinden çok ciddi talepler alıyoruz. 2004 yılında biz bu kadastro hamlesine başlarken bu işleri yapabilme hacmine sahip firma sayısı 20’yi geçmezken, bugün 250’den fazla harita firması kadastro konusunda deneyim sahibi oldu. Bu, istihdamdan mesleki gelişime kadar bir çok konuyu da olumlu etkiliyor. Bu da iş hacmi açısından ülkemizi tercih sebebi kılıyor. Gelen talepleri de göz önüne alarak, Bakanlığımız talebi ile yakın zamanda biz de bir Afrika Kadastro Zirvesi planlıyoruz.  Önümüzdeki ay sayın Cumhurbaşkanı’mızın bir Afrika ziyareti olacak. Bu ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla Genel Müdürümüz sayın Gökhan Kanal bey de bu geziye katılacak. İlk kez bir Tapu ve Kadastro Genel Müdürü, Cumhurbaşkanlığı resmi gezisine katılarak, Afrika ülkeleri ile temaslarda bulunacak. Gelişmeleri biz de heyecanla takip ediyor olacağız. Biz yeni uçağımızı alırken de bu ülkelere ulaşabilecek ve oralarda görüntü alabilecek şekilde planladık.

Bütün bu gelişmeler çok heyecan verici. CBS konusunda kurumun vizyonu nedir?

Tabi esasına bakarsanız CBS’nin en temel verisi kadastro parseli ve mülkiyet. Bu veriyi de biz oluşturuyoruz, bu anlamda TKGM kurumunun CBS’den ayrı olması düşünülemez… Parsel bazlı ve büyük ölçekli olmayan hiç bir veri başka verilerle entegre olamaz. Oluşturduğumuz tüm veriler, gerek geometrik, gerek hukuki bilgilere dönüştürülüp belli bir düzen ve ilişki içerisinde saklanıyor. Veriyi doğru bir sistematik dahilinde sunabiliyoruz. İşte aslında CBS burada başlıyor: Sunma… Birlikte çalışabilirlik diye bir kavram var, sen de sık duyuyorsundur. Bu kavram, özellikle tüm ülkeyi ilgilendirecek düzeyde, benzersiz veriler üreten herkesi ilgilendiriyor. Tabi üretenlerin yanında kullananları da ilgilendiriyor. Artık veritabanı tablolarında sütunlarda duran verinin metinsel olması birşeyi ifade etmiyor. Coğrafyaya bağlayamadığınız hiçbir veri etkin kullanılamaz. Bugün sosyal medyada bile konumsal veri ile entegre analizlere ihtiyaç duymuyor muyuz? İşte bu, CBS hayatın kendisi…

Kesinlikle katılıyorum. 2008 yılında 22/a kadastro yenileme projeleri başlarken, yenileme için geliştirdiğimiz bir yazılımın, bir CBS etkinliğinde sunumunu yapmıştım. Orada şöyle bir cümle kullanmıştım: “Türkiye, 22/a projeleri ile CBS altyapısına kavuşuyor”… O günlerde ülkemizde CBS ile ilgili kavramlar bugünkü gibi oturmamış olsa gerek, ne alakası olduğunu soran meslektaşlarımız olmuştu… Bugün kent merkezlerinin kadastrosunun yenilenmesiyle birlikte ciddi bir CBS atağının oluştuğunu görüyoruz. Bu konuda yorumlarınız nelerdir?

Çok doğru bir tespit. Öncelikle sağlıklı bir kentleşme, sağlıklı imar ile olur. Sağlıklı imar da sağlıklı kadastro ile olur. Biraz önce de dedik ya, CBS’nin altlığı doğru bir kadastro. Bu anlamda senin söylediğin ile bu örtüşüyor. Bir defa büyük ölçekli olmayan, yani konum doğruluğu yüksek olmayan bir CBS sürdürülemez. Herşey biz insanlar için ise, insanların mülkiyet hakkı üzerinden yürümek doğru bakış açısıdır. Eskiden CBS’ye daha sabit bir sistem gözüyle bakılıyordu. Sanki veriler sabit disklerde tutulacak, gerektiğinde analiz edilecekmiş gibi bir yanlış yaklaşım vardı… Oysa CBS yaşayan, dinamik bir yapı. Her kurum kendi ürettiği veriyi ortak bir platformda, birlikte çalışabilirlik mantığı ile web servisleri üzerinden paylaştığında sürdürülebilir bir CBS’den söz edilebilir. Burada olmazsa olmaz kriter, biraz önce söylediğim gibi verinin büyük ölçekli olmasıdır. Siz 1/25000 ölçekli veriden korunan alanlar veri tabanı oluşturup, oluşan veriyi 10 cm doğruluklu kadastro verisi ile birlikte nasıl analiz edebilirsiniz? Bu olmaz… Etkin bir CBS için her verinin büyük ölçek doğruluğunu yakalayabiliyor olması gerekir. Biz kadastro olarak bütün parsel veritabanımızı uluslararası standarlarda, INSPIRE gibi direktiflere uyarak yayınlıyoruz. MEGSIS adını verdiğimiz “Mekansal Gayrimenkul Sistemi” ile kurumlar bu verileri kendi katmanları ile entegre bir şekilde kullanabiliyorlar. Biz, verinin güvenliğinin yanında şeffaflığını da savunuyoruz. Kalkınmanın ilk hamlesi imar ise, imara konu kadastro altlığının da paylaşılabilir olmasından yanayız. Kurumların yanında E-devlet kapısı ve parsel sorgu gibi uygulamalarla bu veriler vatandaşlarımıza da açıldı.

MEGSİS dediniz. Bildiğim kadarıyla Kadastronun bütün personeli bu veritabanına erişebiliyor. Oluşan yeni parselleri sisteme yükleyip güncelliğini de sağlayan yine kadastronun taşra birimleri… Bu konuda sisteme adaptasyon zor oldu mu?

Niyet güzel olunca ortaya çıkan ürün de güzel oluyor. Personelimiz bu işe iyi sarıldı ve sahiplendi. Arkadaşlarımız MEGSİS’i önemsiyor. Şuan ülke genelinde %99 luk bir oranını yakaladık, 22/a ile de verilerimizi iyileştiriyoruz …

MEGSİS için artık arazide bile doğrudan kullanabilecek durumda diyebilir miyiz?

Güzel soru… Biraz önce tesis kadastrosunu ve TUSAGa-Aktif’i anlatırken kurumun GNSS alıcılarından söz etmiştim. Bu cihazlar sürekli aktif olarak arazide kullanılan, yenileme ve kadastro işlerinde çalışan, keşiflerde kullanılan, parsel aplikasyonları yapılan aletler… Biz geçtiğimiz aylarda bir projeyi hayata geçirdik. Yeni tedarik ettiğimiz 70 adet GNSS’imizi tablet ve CBS yazılımıyla birlikte MEGSİS’le entegre ettirdik. Cihazların data hatları sayesinde personelimiz arazide doğrudan MEGSİS’e bağlanabiliyor. Yetki sınırı içerisindeki parsellere doğrudan ulaşıp anlık analizler ve aplikasyonlar yapabiliyor. Bu çalışma, ülke ölçeğinde mobil CBS anlamında ilklerden sayılabilir. Personelimiz bu sistemi de çok iyi benimsedi. Zaman içerisinde, daha önce tedarik ettiğimiz diğer GNSS alıcıları için de bu sisteme geçişi planlıyoruz.

Sayın Bakıcı son olarak eğitime değinmek istiyorum. Genellikle toplantılarda yada kurumun eğitim seminerlerinde oluyorsunuz. Ben de bu eğitimlerden birine ziyaretçi olarak katılmıştım. Kadastro eğitime açık bir kurum belli ki. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Eğitim şart… Geçen hafta Antalya’daydık. Üst yönetimimiz, tüm Kadastro ve Tapu Müdürlerimiz oradaydı.  Eğitimin hem sosyal boyutu var, hem de teknik boyutu var… Yani, orada insanlar birbirini görüyor, kaynaşıyor. Orada lobideki sohbetlerde beyin fırtınası, dersteki öğretiden daha etkili olabilir. Oradaki sohbet personele çok şey kazandırıyor. Tecrübelerini paylaşıyorlar, özgüven hissediyor, kurum aidiyetini pekiştiriyor, yöneticilerle daha yakın olabilecekleri fırsatlar yakalayabiliyorlar. Sayın Bakanımız da Antalya’ya teşrif etti kapanış günü. Kendisi de aynı dilekleri paylaştı bizimle. Bu tür eğitimlerle çok iyi yaptığımızı, oradaki sohbetin bile birer ders olduğunu söyledi… İçerik olarak da tüm eğitimlerimiz yoğun geçiyor. Harita Dairesi olarak GPS kullanımından veri işlemeye kadar bir çok konuda düzenli eğitimlerimiz oluyor. Yeni cihazlar alıyoruz, yeni personel geliyor, görev değişikliği oluyor. Bunun gibi birçok ihtiyaç sebebi ile eğitimlerimiz sürecek.

Madem eğitim dedik, mesleğin kanayan bir yarasına da değinelim… Yeni mezun öğrencilerin iş bulması ile ilgili ciddi bir problem var. Şirketler genellikle deneyimli personel tercih ediyor. Oysa 2 deneyimli personelin yanına 1 de yeni mezun ekleseler, sizce de bu mesleğin sürdürülebilirliği adına doğru olmaz mı? Kurum olarak bu anlamda aldığınız önlemler var mı?

Tabiki yeni mezunların bir an önce tecrübe kazanması gerek. Ancak iyi bir mühendis olmaları için yabancı dil ve teknolojiye yatkınlık şart. Sektörün en çok proje yapan kurumu olmamız sebebiyle yeni mezunlara en çok istihdam sağlayan kurum Kadastrodur.

Sayın Sedat Bakıcı çok teşekkür ederim, çok keyifli bir söyleşi oldu.

Asıl biz teşekkür ederiz. Bizim de XYZdergi aracılığı ile çalışmalarımızı ve yeniliklerimizi sektörle paylaşma fırsatımız oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.