Biyografi

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Takvim yapraklarının seksenbir eylülünü, ağaç yapraklarının da sonbaharın hüznünü yansıttığı günlerde merhaba demişim bu dünyaya… Güneş ve ayın konumundan kaynaklanan kozmik ışınlardan olsa gerek; fazla ağlamaklı, mızmız, inatçı bir bebekliğin ardından bin bir bahane ile istemeyerek zorla okula başlamışım 1988 yılında…

İlkokul, ortaokul, lise, yüksekokul, fakülte derken toplamda 9 tane okul yüzü görecek kadar göçebe bir hayatın ardından sağlam temellerle güzel bir meslek dalına müdavim olmuşum ki sormayın… Evliya Çelebi misali “seyahat ya Resulallah” mı dedik ne, göçebe hayatın ardı-arkası gelmez oldu. Sabit yaşama geçebilmenin çarelerini aradığım şu günlerde tutulduğum güzel duyguları saymazsak parçalı bulutlu bir hayat işte benimkisi…

Güneş ve Ayın taa o zaman ki kozmik ışınları ile etkilenmişliğin verdiği özellikler “Terazi burcusun” dedi bana. Adına bakmayın, denge unsurudur terazi. Ama kefeleri sürekli salınıp durduğundan bir dengesizliğin de timsalidir. Gerçi sürekli adalet kefesi ağır basacağından ortaya çıkan dengesizlik zararsız hatta faydalı olur genelde benim karakterimde. Ama gene de sabit değilimdir işte.

Gelelim aşka… Bu konu zor bir konu işte.  Ben mi beceremiyorum herkes gibi yaşamayı, yoksa sevmenin ölçüsünü biraz fazla kaçıracak kadar mı güveniyorum insanlara, şanssızım işte aşk hayatımda. Ama olsun ya… Sevgiden bahsedince yelkenlerim suya iniyor gene. Her ne olursa olsun dünyanın en güzel duygusu sevgi. Hep sevmek lazım. Sinir ve nefrete yer vermemek lazım kalbimizde…

İşte ben buyum. Kendini anlatmakta beceriksiz, duygusal yaşayan, hayata gülen gözlerle bakabilen…

Velhasıl…
Hayat yaşandığı kadar var. Gerisi ya hayaldeki ümit, yada hafızadaki hatıra… Hüsranı ise bir noktada kabul ederim: yaşamak varken yaşayamamak…

Umut ve Işıkla

Yorumlar kapatıldı.