HARİTACI / SURVEYOR

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

90’lı yılların ortalarına rastlayan ve ortaokulu bitirdiğim dönemlerdi… Liseye kayıt yaptırmam gerektiği düşüncesi ile girdiğim bir arayış psikolojisi mi yoksa garip bir tesadüf mü bilinmez… İçimdeki merak ve araştırma içgüdüsü ağır basmış olsa gerek birden kendimi haritacılığın içinde buluverdim. Biraz da babamın bir arkadaşının Harita mühendisi olması ve benim için tavsiyelerde bulunması, pek nadir bulunan Harita kadastro bölümlerinden birinin yaşadığımız şehirde olması, ayrıca kontenjan açığından dolayı benim o bölüme girebiliyor olmam “kesinlikle sen bu mesleğin insanısın” der gibiydi… Kaliteli bir meslek lisesi yaşantım oldu… Harita bölümünü 2 tane meslek lisesinde bitirdim. Hiç unutmam: Fethiye Endüstri Meslek Lisesi Müdürü Ercan ZEYBEK hocam, bir gün bizlere hitaben şöyle konuşmuştu:

  – Eğitimini aldığınız mesleği icra etmeme lüksünüz yok.Çünkü hayatın zorlukları arasında bu bileziği takmaya uygun görüldünüz…

Gerçekten de öyleymiş… Daha sonra 2. okulum olan Simav Endüstri Meslek Lisesi Müdürü Çetin TERZİOĞLU hocam da şöyle seslenecekti bizlere:

 – Hayatta herşeyin bir zamanı ve bir bedeli vardır…

1999 yılında liseden mezun oldum. Mesleği öğrenmiştik ama haritacılığın hiçbir cazip yanını göremediğimizden olmalı, çok da ısrarcı değildim meslekte. Küçüklüğümden beri tasarımlar yapan, seri bir şekilde baskılı kağıtlar üreten biri olmam aslında benim grafik tasarım ve iç mimari gibi daha sanatsal bölümleri arzulamamı sağlamıştı, kararsızdım. Üniversite sınavına girecektim, ama boşluktaydım. Taki bir gün hasbelkader bir harita bürosunda Murat abi, rahmetli Bora Han ve İlkay ile tanışıncaya kadar… Diyeceksiniz ki kim onlar? Harita mühendisliğini yeni bitirmiş üç kafadar arkadaş. GeoCAD ‘in yaratıcıları… 99 yılının kasım ayında gerçekleşen bu buluşma benim haritacılığa olan ilgimi artırmıştı. lisedeyken arkadaşım Giray ile kurduğumuz hayallerin o anki kahramanları gibilerdi ve onlar gerçekti.

Dokuzeylül Üniversitesi
2000 yılında Dokuzeylül Üniversitesi, İzmir Meslek Yüksekokulu Harita Kadastro bölümünü kazandım. Kayıt günü bir de baktık ki lisedeki aynı sınıftan toplam 5 kişiydik yine aynı sınıfta olan 🙂 … Şanslar hep peşimden gelmişti… 2 yıl süren yüksekokul hayatım boyunca girdiğim ekonomik sıkıntıları saymazsak dolu dolu bir akademik hayatım oldu. Mesleğimi o kadar seviyordum ki, lambanın ışığı ile oluşan kapı gölgesinin köşe noktasının koordinatını, yada televizyonda bir filmdeki itfaiye hortumlarının kesişimlerini hesaplıyordum 🙂 . Komik değil mi?

Mühendis mi, Tekniker mi?
Bu soruyu herkes soruyor bana… Genel bir cevapla ben; 2 yıllık bir meslek yüksekokulunun harita kadastro bölümünü bitirdiğim için harita teknikeriyim. Ama bence bunun çok da fazla önemi yok. Çünkü esas olan, mensubu olduğunuz mesleği ne derece bilip, icra edip kendinizi  geliştirmiş olmanız… Mutlaka ki iş alemindeki hiyerarşi gereği ünvanınız önemli. Ancak her ne kadar  tanımındaki anlama bakıldığında karşımıza çıkan “mühendis ile işçi arasındaki teknik eleman” tarifi bizleri tekniker yapsa da, sahip olduğum mesleki birikim hiç de mütevazi bir tavır takınmama izin vermiyor.  Referanslarımda vermiş olduğum kaynaklara beni sorarsanız ne demek istediğimi anlarsınız… İşte bunun için ben kendime ne tekniker nede mühendis derim… En güzel tanımlama bence: “HARİTACI / SURVEYOR”

Velhasıl sevmediğimiz hiçbir şeyde başarılı olmamız mümkün değil. Önce seveceksiniz, içinizden gelecek… Gerisi nasıl olsa gelir 🙂

İşte dilim döndüğünce Haritacı Tahir’i anlatmaya çalıştım. Galiba pek beceremedim. İnsanın kendini anlatması kadar zor ne var ki? Ama önemli olanın kendimi anlatmak olmadığını iyi biliyorum. Ne kadar anlatırsam anlatayım beni hissettiğiniz kadar varım.

Sürç-i lisan ettiysem affola…

Yorumlar kapatıldı.